Seni düşünüyordum... Düşünmekten de öte... Bilinçaltımda bir fotoğraftın sen, hiç göremediğim... Gözlerimim önünde capcanlı duran bir hayaldin, hiç dokunamadığım... İçimden bir parçaydın, hiç sahip olamadığım... Kadehimdeki şarap, elimdeki kitaptın, en çok sevdiklerimdin sen... Sevmekten hiç usanmadığım... Seni seviyordum... Sevmekten de öte... Kesintisiz düşüncemdim sen, inandıkça daha çok var olan...
Termos Nasıl Sıcağı Sıcak, Soğuğu Soğuk Tutuyor?
Matematikte Niçin -2 ile -2 nin Çarpımı +4 Eder?
Ateş Böceği Nasıl Işık Saçıyor?
Gün ve Ay İsimleri Nereden Geliyor?
Satrançta Şah Niçin Çok Pasiftir?
Bir iki kalem oynattığımda ,
öylesine umarsız ve umursamazca ;
Senin adını çizdi parmak uçlarıma kenetli kara kömürden kalemim.
Gecenin inmesini mi beklemeli bu koca şehir saklamak için göz yaşlarımı...?
Oysaki şehrin ortasında tek başına üşüyen Galata kadar kimsesizim kollarında.
Marmara nın tuzlu sularına daldırıyorum ellerimi ,
Sonra tuzlu ellerimi gözlerime...
Sen; denizsiz bir şehrin kollarında uyurken
nereden bileceksin bu kokunun ellerimdeki sancısını...?
Nereden bileceksin ki ;
Bir gece denizin bittiği yerin teninde bıraktığı yapışkanlığı...?
Deniz mavidir sevgilim ,
Alabildiğine.
Şimdi daldır ellerini ,
Sonra çıkart ve hızla vur zindanın bembayaz duvarlarına ,
Mavi mi bıraktığı iz parmaklarının altına...???
Bir yanılsamadan mı ibaret
adına adadığım ibadet...
İki kolu çarmıhta bir serzenişin esiriyim şimdi ,
Çivilerim ellerinde..
Hadi çöz halatlarımı ve bedenimi tuttur soğuk tahtalara.
Çabuk ol sevgilim !!!
Ağlarsam , korkma ;
Ellerim kadar tuzlu gözbebeklerim...